“Ramazan bitti, zekâtlarımızı da verdik, artık rahat rahat uyuyabiliriz” diyebilir miyiz? Okula gidemeyen çocukları, üniversiteyi kazanıp da gidemeyen gençlerin vebali hepimizin üzerinde, hayatımızda yer alan israfın her anında o çocukların, o gençlerin gözyaşlarını hissetmezsek, bu hesap bizden sorulur. Bütçemize göre birkaç kişi birleşerek o öğrencilerimize burs verelim; ev kiralarını, yol paralarını ödeyelim. Maddî durumu iyi olanların sorumluluğu daha büyük…

       Haber Ajanda her geçen gün yeni arkadaşlar kazanıyor. “Terk etmedi sevdan beni” yazısıyla dikkatimizi çeken Dilek Yaraş’ın İstanbul’da olduğunu öğrenince tanışmak istedim ve Üsküdar’da buluştuk. AK Parti belediyeleri, seçimi kazanınca İstanbul’da olan bütün belediye tesislerini halka açtılar. Dilek’i Fethi Paşa Korusu’na çay içmeye götürürken yolda konuşuyorduk. Yazar olmanın en büyük zevki, gördüklerini ve düşündüklerini taraf tutmadan yazmaktır.

Bu güzel mekânlarda buluşmanın, yemek yemenin, çay içmenin ve sohbet etmenin ve giderken de bir emeklinin, bir memurun, bir öğrencinin ödeyebileceği bir meblağı vermenin rahatlığını ancak teşekkürlerle anlatabiliriz. Ancak bir başka gün AK Parti’li belediyelerden birinin yaptığı bir yanlışı da aynı gönül rahatlığıyla yazmalıyız. Bu huzuru yazara tattıracak bir gazete olmayınca, internet siteleri, dergiler, benim gibi düşünenlerin sığınağı oluyor.

       Ramazanda belediyelerin düzenlediği sohbet programları oluyor. Yıllar önce katılmıştım. Ayrılırken elimize bir zarf tutuşturdular. İçinde yıllar öncesi için önemli bir rakam vardı. İlk defa bir ramazanda başıma gelen olaydan sonra ramazanda hiçbir programa katılmamaya karar vermiştim. Ramazanda konuşmadan para alan insanlarla aynı salonu paylaşmanın günahını da yüklenmek istememeliydim. Zira gidenlerin pazarlık ettiğini duyunca uykularım kaçmıştı. Allah için konuşulan bir ayda, pazarlık yapmak… Ilımlı İslâm bu olsa gerek…

Sancaktepe Belediyesi kültür danışmanı Kadriye Bayraktar davet edince, ramazanda katılmak istemediğimi sebebini söylemeden anlatmaya çalıştım. Israr edince dayanamadım. Bir ücret veriliyorsa, bir öğrenciye burs olarak verilmesini istedim. Hanımlar için bir iftar programıydı, belediyenin salonunda yapıldığı için, yemekler sıcak ve tazeydi. Zira sokaklarda binlerce kişiye verilen iftarlardaki aksaklıkları basından takip etmiştik. Bölgenin nur yüzlü hanımlarıyla iftar sonrasında da bir İstanbul hanımefendisi olan Haluk Sena Hanımefendi ile beraber eski ramazanları anlattık.

Konuşma bittikten sonra, benim ve Haluk Hanım’ın kitaplarını bir görevli getirdi ve hanımlara dağıttı. İmzalatmak için gelenlerin yüzlerindeki sevinç hâlâ gözlerimin önünde. Bir ramazan akşamı dağıtılan diş kirasının kitap olması ayrı bir incelikti. Ayrılırken bize verilen torbanın içinde belediyenin broşürü ve bir çay kupası vardı, üstünde Sancaktepe Belediyesi’nin amblemi yer alıyordu.

Başkanla tanışmadım ancak yıllardır yazılarımda belediye başkanlarının isimlerini verdikleri torbaya kadar yazdırmaları hatta resimlerini bastırmaları beni rahatsız etmiştir. Broşürlerde boy boy başkanların resimleri basılır. Belediye Başkanı İsmail Erdal, halk arasındaydı. Yeni kurulduğu halde ödül alan bir belediyeyi ben de kutluyorum.

/Haber Ajanda Dergisi – Ekim 2011

Önceki İçerikMemleketten Kaçak Elektrik Hikâyeleri
Sonraki İçerikFatma Şahin: Ustalık Devrinin Seçimi